ҲАКИМ ТЕРМИЗИЙНИНГ ТАСАВВУФИЙ ТАФАККУР РИВОЖЛАНИШИДА ҲАЛ ҚИЛУВЧИ РОЛИ

by Matbuot xizmati
34 👁️

Солиҳ Чифт, Проф. Др., Бурса Улудағ университети Илоҳиёт факултети Тасаввуф бўлими.

Бурса, Туркия

Аннотатсия. Ушбу мақолада Ҳаким Термизий тасаввуф тарихида илк бор ифодалаган ғоялари ва турли диний-тасаввуфий соҳаларга татбиқ этилиши мумкин бўлган ўзига хос услублари ҳақида маълумотлар берилган. Шунингдек Ҳаким Термизий ўзидан олдинги даврда ва ўзи яшаб ўтган асрдаги турли ғояларни таҳлилий заковати билан ҳам қайта шакллантирган. Айниқса, валоят масаласида шакллантирган тушунчалари ҳақида ҳам бериб ўтилган.

Калит сўзлар: Ислом, сўфийлик, Термизий, ҲакимТермизий, валоят.

HAKÎM ET-TİRMİZÎ’NİN TASAVVUFÎ DÜŞÜNCENİN GELİŞİM SEYRİNDEKİ BELİRLEYİCİ ROLÜ


Özet

SALIH ÇIFT,

Prof. Dr., Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı

Bursa, Türkiye

Hakîm et-Tirmizî tasavvuf tarihinde ilk defa dile getirdiği fikirleri ve muhtelif dinî-tasavvufî sahalara tatbik edilmesi imkân dâhilinde olan özgün yöntemleri sebebiyle çığır açıcı olarak nitelendirilmesi gereken mütefekkirlerden biridir. Özellikle tasavvufun gelişim döneminde kendisi hakkında bilgi veren temel tasavvuf klasikleri maalesef onun önemiyle mütenasip bir yaklaşımla hareket etmemişlerdir. Bu durum onun daha erken dönemlerde ve ehemmiyetine yakışır tarzda tanınmasına engel olmuştur. Bununla birlikte zaman içerisinde, Hakîm et- Tirmizî’nin muhtelif mevzulara yaklaşımının özgünlüğü, meselenin künhüne vâkıf isimlerin haklı olarak dikkatlerini celbetmiştir. Hücvîrî, Ebû Hâmid el-Gazzâlî, Muhyiddîn İbnü’l-Arabî ve Bâhâeddîn Nakşbend onun belirleyici rolünün farkında olanlardan yalnızca bazılarıdır. Hakîm et-Tirmizî, kendisinden önceki dönemde ve yaşadığı asırda üretilen muhtelif fikirleri yalnızca bir nakilci hüviyetiyle değil analitik zekâsı ve yorumlayıcı kimliğiyle yeniden şekillendirmiştir. Çeşitli konulara tahsis ettiği sayısız eserinde bir şekilde sözü bunların tamamına ya da bir kısmına getiren et-Tirmizî’nin ilgili meselelerle bağlantılı başkaca hususlara dair görüşleri de en az ana konularda söyledikleri kadar özgündür. Özellikle velâyet konusu ekseninde geliştirdiği anlayış kendisinden öncekilerin izlerini taşımakla birlikte meseleyi çok daha geniş çaplı bir yapının aslî belirleyeni olarak değerlendirmesi sayesinde o kendisinden asırlarca sonra farklı coğrafyalarda ortaya çıkan çeşitli güçlü tasavvufî yapıların zihniyetlerinin şekillenmesi noktasında belirleyici olmuştur.

Anahtar Kelimeler: İslam, Tasavvuf, Tirmiz, Hakîm et-Tirmizî, Velâyet.

The Decisive Role of al-Hakīm al-Tirmidhī in the Development Course of Sūfī Thought

Abstract. Hakīm al-Tirmidhī is one of the thinkers who should be described as groundbreaking due to his original methods that can be applied to various religious-Sufistic fields and the ideas he expressed for the first time in the history of Sufism. Especially during the development period of Sufism, the basic Sufi classics who gave information about him unfortunately did not act in a way that was commensurate with his importance. This situation prevented him from being recognized in an early period and in a manner befitting his importance. However, over time, the originality of Hakīm al-Tirmidhī’s approach to various issues rightfully attracted the attention of those who were knowledgeable about the essence of the issue. Al-Hujwīrī, Abū Hāmid al-Ghazzālī, Muhyiddīn Ibn al-ʿArabī and Bahā al-dīn al-Naqshband are only some of those who were aware of his decisive role. He reshaped various ideas produced in the period before him and in the century in which he lived, not only with his identity as a transmitter, but also with his analytical intelligence and interpretative identity. In his numerous works devoted to various subjects, al-Tirmidhī, who somehow brought the subject to all or some of them, also had opinions on other issues related to the relevant issues, which are at least as original as his statements on the main subjects. Although the understanding he developed, especially on the subject of sainthood, bears the traces of those before him, he became decisive in shaping the mentalities of various powerful Sufi structures that emerged in different geographies centuries after him, thanks to his evaluation of the issue as the primary determinant of a much larger structure.

Keywords: Islam, Tasawwuf, Tirmidh, al-Hakīm al-Tirmidhī, Sainthood.

Giriş

Hakîm et-Tirmizî (ö. 320/932 ?), şahsıyla özdeşleşen fikirleri ve muhtelif dinî- tasavvufî sahalara tatbik edilmesi imkân dâhilinde olan özgün yöntemi sebebiyle çığır açıcı olarak nitelendirilmesi gereken sûfî mütefekkirlerden biridir. Özellikle tasavvufun gelişim döneminde kaleme alınan tasavvuf klasiklerinin müellifleri maalesef onun alandaki özgül ağırlığı ile mütenasip bir yaklaşımla hareket etmemişlerdir. Bu durum onun daha erken dönemlerde ve şanına yakışır tarzda tanınmasına ve de tesir icra etmesine engel olmuştur. Bununla birlikte zaman içerisinde, Hakîm et-Tirmizî’nin muhtelif mevzulara yaklaşımının özgünlüğü, meselenin künhüne vâkıf isimlerin haklı olarak dikkatlerini çekmiştir. Hücvîrî (ö. 465/1072), Ebû Hâmid el-Gazzâlî (ö. 505/1111), Muhyiddîn İbnü’l-Arabî (ö. 638/1240) ve Bahâeddîn Nakşbend (ö. 791/1389) onun sahadaki belirleyici rolünün farkına varan mühim simalardan yalnızca bazılarıdır.

Hakîm et-Tirmizî, fikrî anlamda kendisinden önceki dönemde ve yaşadığı asırda üretilen muhtelif fikirleri özümsemiş ve yalnızca bir nakilci hüviyetiyle değil analitik zekâsı ve güçlü yorum kabiliyetiyle bunları yeniden şekillendirerek  kendine has bir sistem ortaya koymuştur. Bu kapsamda her biri yekdiğeriyle doğrudan irtibatı bulunan velâyet, mârifet, zikir, kalp, nefs ve nûr gibi kavramlar eksenindeki fikirleri onun genel anlamda din, özelde ise tasavvuf anlayışının merkezinde yer alır. Çeşitli konulara tahsis ettiği sayısız eserinde bir şekilde sözü bunların tamamına ya da bir kısmına getiren et-Tirmizî’nin ilgili meselelerle bağlantılı başkaca hususlara dair görüşleri de en az ana konularda söyledikleri kadar dikkat çekicidir.

Yukarıda zikri geçen mevzular klasik anlamdaki tasavvufî yaklaşımla ilk defa Hakîm et-Tirmizî tarafından ele alınmış değildir. Ondan önce de belli bağlamlarda bahis konusu hususlar çeşitli mutasavvıflar tarafından muhtelif düzeylerde değerlendirmeye tabi tutulmuştu. Bununla birlikte örneğin tasavvuf psikolojisinin aslî unsurları durumundaki «kalp» ve «nefs» ekseninde ortaya koyduğu yorumlarda Hâris el-Muhâsibî’nin izlerini takip etmekle beraber bu büyük öncüsünü aşarak meseleyi çok daha geniş bir planda değerlendirmiş olması et-Tirmizî’yi sıradan bir Muhâsibî takipçisi olmaktan uzaklaştırmıştır. Yine velâyet meselesi üzerine geliştirdiği yaklaşım kendisinden öncekilerin izlerini taşımakla birlikte konuyu çok daha geniş çaplı bir yapının aslî belirleyeni olarak değerlendirmesi sayesinde o

kendisinden asırlarca sonra farklı coğrafyalarda ortaya çıkan çeşitli güçlü tasavvufî yapıların zihniyetlerinin şekillenmesi noktasında da belirleyici olmuştur.582

Aşağıda belli başlıklar altında, tasavvufun farklı gelişim aşamalarında Hakîm et-Tirmizî’nin somut tesirlerinin tespit edilebildiği mühim sûfîler ve tasavvufî yapılar ile ilgili tesir alanları hakkında bilgi verilecektir.

1.   Tasavvufî Düşüncenin Sistemleşmesi Sürecinde Hakîm et-Tirmizî

Hakîm et-Tirmizî kendi dönemine kadar tasavvufî düşünce ekseninde, daha sonraları kurucu şahsiyetler olarak nitelendirilen muhtelif sûfîler tarafından üretilen ve esasen her biri yekdiğeriyle bir şekilde ilişkili olsa da çoğunlukla müstakil tarzda ortaya konulan pek çok tasavvufî görüşü ilk defa olmak üzere homojen bir bütünün temel unsurlarını teşkil eden ana temalar olarak bir araya getiren ilk isim gibi gözükmektedir. Zira sonraki dönemlerde yaşayan sûfîler tarafından çeşitli bağlamlarda görüşlerine müracaat edilen ve çoğu III./IX. asırda yaşamış olan, bir başka ifadeyle Tirmizî’nin çağdaşları durumundaki öncü sûfîlerin hemen tamamı yalnızca belli konulardaki tasavvufî görüşleriyle temayüz etmişlerdir. Nefs meselesine dair kanaatleriyle şöhret bulan Hâris el-Muhâsibî, coşkun tavrı ve  bunun yansıması olan şathiyeleriyle bilinen Bâyezîd-i Bistâmî (ö. 234/848), aşk temalı yorumlarıyla öne çıkan Yahyâ b. Muâz er-Râzî (ö. 258/872), işârî tefsir sahasındaki ilk denemeleriyle ünlenen Sehl b. Abdullah et-Tüsterî (ö. 283/896), fenâ-bekâ nazariyesi bağlamında Ebû Saîd el-Harrâz (ö. 277/890 ?), temkinli yaklaşımları ve tevhid üzerine değerlendirmeleriyle Cüneyd el-Bağdâdî (ö. 297/909) ve nihayet özellikle hakikat-i Muhammediyye görüşünün sahibi Hallâc el- Mansûr (ö. 309/922) burada dile getirilen kanaate örneklik teşkil eden isimler arasında yer almaktadır. Buna karşılık Hakîm et-Tirmizî başta Hâris el-Muhâsibî olmak üzere söz konusu şahsiyetlerin ilgili meselelere dair görüşlerinden de istifade etmekle birlikte bunları, ana hatları ve hedefi net bir şekilde tayin edilmiş olduğu anlaşılan kendi düşünce sistemine başarılı bir şekilde adapte etmiştir.

Durum bu minval üzere olmakla birlikte, Hücvîrî’ye gelinceye kadar Hakîm et-Tirmizî’nin tasavvufî düşünce geleneğindeki belirleyici rolü müellif sûfîler tarafından ya fark edilmemiş ya da bilinçli bir şekilde göz ardı edilmiştir. Hakîm et- Tirmizî’nin yaşadığı dönemde özellikle Sünnî muhitlerde hâkim olan tasavvufa yönelik menfi tavrın böylesi bir neticeyi doğurmuş olması ise bir başka ihtimal olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte özellikle Hücvîrî’nin tezkiye ve tebcil edici beyanlarının da muhtemel etkisiyle, Hakîm et-Tirmizî’ye yönelik bakışın bütünüyle değişmeye başladığı söylenebilir. Zira Hücvîrî’nin onun hakkında güçlü

582 Hakîm et-Tirmizî’nin genel olarak tasavvufî düşünce üzerindeki etkisini değerlendiren bir çalışma için bk. el- Cüyûşî, Muhammed İbrahîm. «The Influence of al-Tirmidhī on Sufi Thought.» The Islamic Quarterly. 20-21-22/3 (1978), 104-115.

bir vurguyla kullandığı övgü dolu ifadeler hakikatin bu doğrultuda olduğuna şâhitlik eder türdendir:

«Nazarımda o, gayet muazzam bir zâttır. Zira gönlüm onun avı olmuştur. Muhammed Tirmizî bir dürr-i yetîmdir, eşi menendi yoktur, bütün âlemde onun bir misli mevcut değildir.»583

Hakîm et-Tirmizî’nin sisteminin merkezinde «velâyet» yer almaktadır. Bu nedenle diğer bütün dinî-tasavvufî meseleler onun tarafından doğrudan ya da dolaylı olarak «velâyet»le ilişkilendirilerek değerlendirilir. Tasavvuf adı verilen olgunun temel problemi durumundaki velâyet konusunun ehemmiyetine oldukça erken bir dönemde dikkat çeken Tirmizî’nin bu tasarrufu daha sonraları sahanın mühim isimlerinden biri olan Hücvîrî (ö. 465/1072) tarafından da gayet isabetli bir şekilde dile getirilir:

«Malum olsun ki tümü ile mârifet ve tasavvuf yolunun esası ve aslı velâyet ve velâyetin kabul edilmesi temeline dayanır. Zira bütün şeyhler velâyetin hükmünün ispat ve kabul edilmesi üzerinde ittifak etmişlerdir. Fakat her biri değişik bir ifade ile bu hususu açıklamıştır. Bu tabiri tasavvuf yolunun hakikati için kullanmak Muhammed b. Ali’ye mahsustur.»584

Hakîm et-Tirmizî’nin sisteminin merkezine yerleştirdiği ve hemen bütün boyutlarıyla değerlendirmeye tabi tuttuğu «velâyet» konusu çerçevesinde dile getirdikleri kendisinden sonra başta Muhyiddîn İbnü’l-Arabî’ninkiler olmak üzere, ilgili meseleye dair geliştirilen yorumların da aslî niteliğini belirlemiştir.

2.   Yöntem Açısından Kaynak Şahsiyet Olarak Hakîm et-Tirmizî

Yukarıda da ifade edildiği üzere, genel olarak dinî meseleleri, özelde ise tasavvufî konuları merkezî bir fikir ekseninde ele alıp değerlendirmesi ve muhtemel bütün hususları söz konusu fikirle irtibatlandırmaya çalışması Hakîm et-Tirmizî’nin en dikkate değer yönlerinden biridir. Nitekim bugüne ulaşabilen eserlerinin muhtevasından hareketle, kendi döneminde mevcut olan hemen bütün dinî disiplinlere hâkim bir âlim olduğu anlaşılan Hakîm et-Tirmizî ilgili alanlarda kaleme aldığı metinlerini inşa ederken merkeze tasavvufu alarak, bir başka ifadeyle

–her ne kadar kendisi bu tabiri kullanmamış olsa da- bir sûfî bakış açısıyla ilgili alanlara dair görüşlerini dile getirmiştir. Onun bu yaklaşımının Ebû Hâmid el- Gazzâlî tarafından tevârüs edildiği aşikârdır. Zira Gazzâlî de şâheseri İhyâ’da böylesi bir yaklaşımla hareket etmiş ve merkeze «ahlâk»ı yerleştirerek tasavvufî bir bakış açısıyla hemen bütün dinî meseleleri yeniden yorumlamaya teşebbüs etmiştir.

583 Bk. Hücvîrî, Ali b. Osman Cüllâbî. Keşfu’l-mahcûb, Hakîkat Bilgisi. Trc. Süleyman Uludağ. İstanbul: Dergâh Yayınları, 1982. 244.

584 A.mlf. Keşfu’l-mahcûb, 326.

Ebû Hâmid el-Gazzâlî’nin Hakîm et-Tirmizî çizgisinde bir tavra sahip olduğunu gösteren delillerden bir diğeri ise gaybî meselelerde benimsediği yaklaşımdır. Söz konusu hususlara dair görüş beyan ederken belli sınırlara titizlikle riâyet ettiği anlaşılan Hakîm et-Tirmizî bu tavrıyla Gazzâlî’nin yolunu açmış gibi gözükmektedir. Özellikle İhyâ’da çok belirgin olan bu tercih bir taraftan tasavvufî tecrübe yoluyla edinilen bilgilerin şahsîliğine vurgu yaparken diğer yandan da bunlardan hareketle geneli ilzam edici hükümler inşa edilemeyeceği anlayışına dayanmaktadır.585 Bireysel planda sınırsız imkânlar sunan bu yöntem toplumu ilgilendiren hususlarda ciddî sınırlamalar getirmektedir. Hakîm et-Tirmizî’nin Hatmu’l-evliyâ isimli eserinin sonunda sorduğu çok sayıdaki soruyu cevapsız bırakmış olması onun esas aldığı yaklaşımın en somut örnekleri olarak takdim edilebilir.586

Öte yandan esas aldığı yöntem itibariyle Gazzâlî’nin aksi yönde bir tercihte bulunan Muhyiddîn İbnü’l-Arabî çeşitli meselelere dair görüşlerinden ileri düzeyde istifade ettiği Hakîm et-Tirmizî’den bu noktada ayrışmaktadır.

3.    Hakîm et-Tirmizî’nin Fikrî Açıdan Kaynaklık Teşkil Etmesi

Hakîm et-Tirmizî’nin farklı alanlarda kaleme aldığı çok sayıdaki eserinde dile getirdiği çeşitli görüşleri kendisinden sonraki birkaç asırda fazlaca  dikkat çekmemiş olmakla birlikte onun bazı kanaatlerinin oldukça erken bir dönemde bazı ilginç şahsiyetlerin ilgisine mazhar olduğu görülmektedir. Bu kapsamda akla gelen ilk isim ünlü İsmâilî filozof Ebû Hâtim er-Râzî’dir (ö. 322/933). er-Râzî ez-Zîne isimli eserinde Hakîm Tirmizî’nin Kitâbu ilmi’-l-evliyâ adlı kitabından istifade etmiş ve belli konulara dair fikirlerini delillendirme sadedinde buradan bazı pasajlarını aktarmıştır.587

Farklı disiplinler dâhilinde eserler kaleme almış olmakla birlikte Hakîm et- Tirmizî daha ziyade tasavvufî görüşleri itibariyle tesir icra etmiştir. Bu doğrultuda ondan istifade edenler arasında Hücvîrî ve Gazzâlî’yi zikretmek mümkün olmakla birlikte Hakîm et-Tirmizî’den en fazla yararlanan ismin Muhyiddîn İbnü’l-Arabî olduğu aşikârdır. Tirmizî’nin özellikle velâyet bahsine dair verdiği bilgileri olabildiğince geliştirme yoluna gitmiş olan İbnü’l-Arabî, onun ilgili alandaki fikirlerini daha da geliştirmiş ve Tirmizî’nin hiç sözünü etmediği konuları gündeme getirerek daha önce bilinmeyen yepyeni kavramlar üretmiştir. Dahası Hakîm et-

585 Ebû Hâmid el-Gazzâlî’nin bu yaklaşımının detaylarına dair mesela bk. İhyâ’u ʿulûmi’d-dîn. Cidde: Dâru’l- Minhâc, 2013, I/366 vd.

586 Bahis konusu sorular için bk. Hakîm et-Tirmizî. Hatmu’l-evliyâ. Thk. Osman İsmail Yahyâ. Beyrut: Maʿhedü’l- Âdâbi’ş-Şarkiyye, 1965, 142-326.

587 Bk. Radtke, Bernd. «Mukaddime.» Selâsu Musannefâtin li’l-Hakîm et-Tirmizî. Haz. Bernd Radtke. Beyrut: Franz Steiner Verlag, 1992. 35-36.

Tirmizî’nin yukarıda sözü edilen sorularını önce el-Cevâbü’l-müstakîm588 adlı risâlesinde kısaca cevaplandırmış, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye’sinde bunlara hayli uzun bir bölüm ayırmıştır. İbnü’l-Arabî muhtemelen Hakîm et-Tirmizî’nin aklından bile geçmeyen bir muhteva ile bunları cevaplamaya çalışmıştır.589

Bu meseleyi farklı bir bakış açısıyla gündemine alan isimlerden biri olan ünlü Mısırlı felsefe profesörü, tasavvuf araştırmacısı ve aynı zamanda Şâzilî şeyhi Abdülhalîm Mahmûd (ö. 1978) Muhyiddîn İbnü’l-Arabî’nin bu tasarrufuyla adeta Hakîm et-Tirmizî’ye meydan okuduğunu ve «işte ben bu sorulara doğru cevaplar verebiliyorum» demek istediğini savunmuştur. Bununla birlikte İbnü’l-Arabî’nin tavrını bir meydan okuma şeklinde değerlendirmektense benimsenen yöntem farklılığından kaynaklanmış olduğunu söylemek daha makul gözükmektedir.590

  • Tasavvufun Muhtelif Alanlarında İlklerin Temsilcisi Olarak Hakîm et-Tirmizî Modern sosyoloji biliminin, toplumu benzer sosyal özelliklere sahip bireylerin oluşturduğu          katmanlara             ayırmak   suretiyle   inşa   ettiği   «sosyal   tabakalaşma piramidi»nin farklı bir kriter esas alınarak İslam düşünce tarihinde ilk defa Hakîm et-Tirmizî tarafından ortaya konulduğunu söylemek mümkündür. Zira o oldukça erken bir dönemde Müslümanlardan oluşan bir toplumu meydana getiren fertleri dinî tutumları bağlamında dört gruba ayırarak incelemekte ve sözü edilen piramide oldukça benzeyen bir yapı ortaya koymaktadır. Bu kapsamda onun tespit ettiği şemada dört ana grup yer almakta ve bunların her birinin ayırt edici nitelikleri

ayrıntılı şekilde dile getirilmektedir.591

Yukarıda temas edilen diğer meselelere ilaveten Hakîm et-Tirmizî, tasavvufî tecrübesi üzerinde bir kadının doğrudan yönlendirici tesiri olduğu bilinen ilk isim olarak gözükmektedir. Muhâsibî’nin en-Nesâ’ihu’d-dîniyye adlı risâlesi bir tarafa bırakılacak olursa592 bir sûfî tarafından kaleme alındığı bilinen ilk otobiyografik metin olan Büdüvvü şeʿn’de onun aktardığı malumat bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.593 Tirmizî’nin burada yer verdiği rüyaları ile bunlar üzerine kendisinin ve eşinin yapmış oldukları yorumlar da rüyâların tasavvufî terbiye

588 İbnü’l-Arabî, Muhyiddîn. el-Cevabü’l-müstakîm ʿamma seelehû ʿanhu et-Tirmizî el-Hakîm. Beyazıt, 3750, v. 241-253.

589 Bk. İbnü’l-Arabî, Muhyiddîn. el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye. Beyrut: Dâru Sâdır, ts. II/40-139.

590 Bk. Mahmûd, Abdülhalîm. el-Medresetü’ş-Şâziliyye el-hadîse. Kahire: Dârü’l-Kütübi’l-Hadîse, ts. 56.

591 Bk. Hakîm et-Tirmizî. Beyânü’l-fark beyne’s-sadr ve’l-kalb ve’l-fu’âd ve’l-lübb. Thk. Hicholas Heer. Kahire: Dâru İhyâi Kütübi’l-Arabiyye, 1958, 80. Bu meseleye tahsis edilen bir çalışma için ayrıca bk. el-Cüyûşî, Muhammed İbrahîm. «al-Tirmidhi’s Conception of the Areas of Interiority.» The Islamic Quarterly, 16/3-4 (1972), 168-188.

592 Bu eser hakkında bk. Erginli, Zafer. «Muhâsibî.» Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı, 2020. XXXI/15.

593 Bu metin ilk olarak Osman Yahyâ tarafından Hatmu’l-evliyâ neşrinin baş tarafında yayımlanmıştır, Beyrut 1965.

sürecindeki yönlendirici rolüne ait ilk örnekler olmaları açısından son derece önemlidir.594

Diğer taraftan, tasavvuf geleneğinde ilk Farsça metinlerin kaleme alınmaya başlamasından yaklaşık iki asır önce eserlerinde bu dile ait kelimelere ver verdiği gibi595 –ihtilaflı olmakla birlikte- alandaki ilk Farsça risâleyi telif eden isim de Hakîm et-Tirmizî olarak gözükmektedir.596

4.    Bazı Tarikatların Zihniyetlerinin Şekillenmesi Evresinde Hakîm et-Tirmizî

Çeşitli tarîkatların teşekkül süreçlerinde Hakîm et-Tirmizî’nin gerek zihniyet, gerekse uygulamalar noktasında tesiri söz konusudur. Kronolojik olarak bakıldığında onun etkisini en belirgin şekilde Nakşbendîliğe adını veren Bahâeddîn Nakşbend’in (ö. 791/1389) muhtelif meselelere dair görüşlerinde tespit etmek mümkündür. Bu bağlamda, kendisi de bir Naşkşî olan Nefehâtü’l-üns müellifi Abdurrahmân el-Câmî’nin (ö. 898/1492) şu sözleri önem arz etmektedir:

«Hz. Bahâü’l-Hak ve’d-dîn Muhammed Buhârî –ki Nakşbend diye bilinir- bir zamanlar sülûkunun başlangıcını anlatıp büyük şeyhlerinin temiz ruhlarına teveccühlerinin eserini beyan ederken şöyle demişti: Ne zaman ki evliyânın önderi Hoca Muhammed Hakîm Tirmizî’nin rûhâniyetlerine teveccüh olunur, o teveccühün eseri sırf bî-sıfatlık yüzünden zuhur ederdi. Teveccühde ne kadar seyr olunsa da yine hiç ondan ne bir eser, ne bir toz ne de bir sıfat müşahede olunmazdı.»597

Bu cümlelerle bağlantılı olmak üzere Bahâeddîn Nakşbend’in 789/1387 senesinde mürîdlerine, 22 yıldan beri Hakîm et-Tirmizî’nin yoluna tâbi olduğunu söylediği rivâyet edilmiştir.598 Hakîm et-Tirmizî’nin, Bahâeddîn Nakşbend’in tasavvufî hayatı ve fikirleri üzerindeki müessir rolü bu kadarla sınırlı değildir.

594 Bu konuya dair bk. Sviri, Sara. Perspectives on Early Islamic Mysticism, The World of al-Hakīm al-Tirmidhī and His Contemporarires. London: Routledge, 2019, 239 vd.

595 Bk. Radtke, Bernd. «The Concept of Wilaya in Early Sufism.» The Heritage of Sufism. 1. Ed. Leonard Lewisohn. Oxford: Oneworld, 1999, 484. Bu hususa dair örnekler için mesela bk. Büdüvvü Şe’n, 29. Hakîm et- Tirmizî burada, eşinin kendisiyle ilgili olarak gördüğü rüyaları naklederken, bir yerde onun Farsça rüya gördüğünü de söylemektedir, bk. 31. Eserlerinde mevcut olan bu tarz bir kullanıma örnek olarak ayrıca bk. Hakîm et-Tirmizî. el- Mesâilu’l-meknûne. Thk. Muhammed İbrahîm el-Cüyûşî. Kahire: Dâru’t-Türâsi’l-Arabî li’n-Neşr ve’t-Tevzîʿ, 1980, 85; a.mlf. Büdüvvü şe’n, 23; a.mlf. Kitâbu’l-menhiyyât. Thk. Muhammed Osman el-Huşt. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l- İlmiyye, 1986, 69.

596 Bernd Radtke ve John O’Kane’e göre bu durumda olan iki risale Hakîm et-Tirmizî’ye ait değildir. Muhtemelen başkası tarafından yazılmış olup onun şöhretinden faydalanmak maksadıyla ona izafe edilmiştir, bk. Radtke, Bernd – O’Kane, John. The Concept of Sainthood in Early Islamic Mysticism. Surrey: Curzon Press, 1996, 10.

597 Lâmiî Çelebi. Nefehâtü’l-üns Tercümesi. Haz. Süleyman Uludağ – Mustafa Kara. İstanbul: Dergâh Yayınları, 1995, 254-255. Bu mesele ile ilgili bir değerlendirme için ayrıca bk. Schimmel, Annemarie. Mystical Dimensions of Islam. Chapel Hill: The University of North Carolina, 1975, 57.

598 Algar, Hamid. «Bahâeddîn Nakşibend.« Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı, 1991, 4/458. Bu mesele hakkında ayrıntılı bilgi için ayrıca bk. Tosun, Necdet. Bahâeddîn Nakşbend, Hayatı, Görüşleri, Tarikatı. İstanbul: İnsan Yayınları, 2002, 114.

Nitekim hafî/sessiz zikri benimseyen, her ne gerekçeyle olursa olsun müzik aletleriyle meşgul olmanın haram olduğu kanaatini dile getiren,599 Tirmizî şarkı söylemeyi ve dinlemeyi de uygun bulmamıştır.600 Nakşbend’in de buna benzer bir yaklaşıma sahip olduğu bilinmektedir.

Öte yandan Bahâeddîn Nakşbend’in menâkıbını ihtivâ eden eserlerden Enîsü’t-tâlibîn’in ilk bölümü velâyet ve velî kavramlarını açıklamaya tahsis edilmiş ve burada Hakîm et-Tirmizî’nin eserlerinden alıntılar yapılmıştır. Ayrıca Tirmizî’nin sisteminde önemli bir yeri olan ricâlü’l-gayb ile ilgili fikirlerin yansımaları ilk dönem Nakşbendî şeyhlerinin sözlerinde mevcuttur.601

Nakşbendî muhitlerde Hakîm et-Tirmizî’ye yönelik sempati yalnızca Bahâeddîn Nakşbend’le sınırlı değildir. Onun halifelerinden olan Alâeddin Attâr’ın (ö. 802/1400) da Tirmizî’ye olan sevgisini, sırf onun kabrini ziyaret maksadıyla Tirmiz’e giderek gösterdiği bilinmektedir.602

Nakşbendî gelenekte Bahâuddîn Nakşbend’den itibaren Hakîm Tirmizî’ye gösterilen iltifat ilerleyen dönemlerde de devam etmiştir. Bu durumu yansıtan en dikkat çekici örneklerden biri İmâm-ı Rabbânî’dir (ö. 1034/1624). Mektûbât sahibi velâyet ve hatm-ı velâyet konusunda konuşurken Hakîm et-Tirmizî’ye yakın görüşler ortaya koymakta onun ifadelerini aynen kullanmaktadır.603

Hakîm et-Tirmizî’nin vefatından asırlar sonra yaşadığı coğrafyadan binlerce kilometre uzaktaki Mağrib topraklarında kurulan ve hızlı bir şekilde yayılan Ticâniyye ile günümüzde özellikle Sudan’da yaygın olan Mîrganiyye gibi tarikatların tasavvuf anlayışlarının mihverini oluşturan «hatmu’l-evliyâ» fikrinin ilk defa onun tarafından dile getirilmiş ve sistemleştirilmiş olması bilhassa dikkate değerdir. Hatmiyye adıyla da bilinen Mîrganiyye’nin kurucusu Muhammed Osman el-Mîrganî’nin (ö. 1268/1852)604 «hatmü’l-evliyâ» ifadesinin kısaltılmış şekli olan

«hatm» lakabını kullanmış olması ve tarikatın adının da buradan gelmesi söz konusu tesiri bütün boyutlarıyla ortaya koyar niteliktedir.605

599 Hakîm et-Tirmizî, Kitâbu’l-menhiyyât, 91.

600 A.mlf. Kitâbu’l-menhiyyât,107.

601 Tosun, Necdet. Bahâeddîn Nakşbend, 94.

602 A.mlf. Bahâeddîn Nakşbend, 128.

603 İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât Tercemesi. Haz. H. Hilmi Işık. İstanbul: Sönmez Neşriyât, 1968, 264-265.

604 Yerinde, Adem. «Mîrganî, Muhammed b. Osman.» Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı, 2020, 30/152.

605 Yerinde, Adem. «Mîrganiyye.» Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı, 2020/154-156.

KAYNAKÇA:

  1. Algar,  Hamid.  «Bahâeddîn  Nakşibend.«  Türkiye   Diyanet   Vakfı   İslam Ansiklopedisi, Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı, 1991, 4/458-460.
  2. el-Cüyûşî, Muhammed İbrahîm. «The Influence of al-Tirmidhi on Sufi Thought.» The Islamic Quarterly. 20-21-22/ 3 (1978), 104-115.
  3. el-Cüyûşî, Muhammed İbrahîm. «al-Tirmidhi’s Conception of the Areas of Interiority.» The Islamic Quarterly. 16/3-4 (1972), 168-188.
  4. el-Gazzâlî, Ebû Hâmid. İhyâ’u ʿulûmi’d-dîn. Cidde: Dâru’l-Minhâc, 2013. Erginli, Zafer. «Muhâsibî.» Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. Ankara:

Türkiye Diyanet Vakfı, 2020. XXXI/13-16.

  • Hakîm et-Tirmizî. Hatmu’l-evliyâ. Thk. Osman İsmail Yahyâ. Beyrut: Maʿhedü’l-Âdâbi’ş-Şarkiyye, 1965.
  • Hakîm et-Tirmizî. el-Mesâ’ilu’l-meknûne. Thk. Muhammed İbrahîm el- Cüyûşî. Kahire: Dâru’t-Türâsi’l-Arabî li’n-Neşr ve’t-Tevzîʿ, 1980.
  • Hakîm et-Tirmizî. Kitâbu’l-Menhiyyât. Thk. Muhammed Osman el-Huşt. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1986.
  • Hücvîrî, Ali b. Osman Cüllâbî. Keşfu’l-mahcûb, Hakîkat Bilgisi. Trc. Süleyman Uludağ. İstanbul: Dergâh Yayınları, 1982.
  • İbnü’l-Arabî, Muhyiddîn. el-Cevabü’l-müstakim ʿamma seelehû ʿanhu et- Tirmizî el-Hakîm, Beyazıt, 3750, v. 241-253.
  • İbnü’l-Arabî, Muhyiddîn. el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye. Beyrut: Dâru Sâdır, ts. II, 40-139.
  • İmâm-ı Rabbânî. Mektûbât Tercemesi. Haz. Hüseyin Hilmi Işık. İstanbul: Sönmez Neşriyât, 1968.
  • Lâmiî Çelebi. Nefehâtü’l-üns Tercümesi. Haz. Süleyman Uludağ – Mustafa Kara. İstanbul: Dergâh Yayınları, 1995.
  • Mahmûd, Abdülhalîm. el-Medresetü’ş-Şâziliyye el-hadîse, Kahire: Dârü’l- Kütübi’l-Hadîse, ts.
  • Radtke, Bernd – O’Kane, John. The Concept of Sainthood in Early Islamic Mysticism. Surrey: Curzon Press, 1996.
  • Radtke, Bernd. «Mukaddime», Selâsu Musannefâtin li’l-Hakîm et-Tirmizî.

Haz. Bernd Radtke. Beyrut: Franz Steiner Verlag, 1992. 35-36.

  1. Radtke, Bernd. «The Concept of Wilaya in Early Sufism.» The Heritage of Sufism. 1. Ed. Lewisohn, Leonard. Oxford: Oneworld, 1999.
  2. Schimmel, Annemarie. Mystical Dimensions of Islam. Chapel Hill: The University of North Carolina, 1975.
  3. Sviri, Sara. Perspectives on Early Islamic Mysticism, The World of al-Hakîm al-Tirmidhi and His Contemporarires. London: Routledge 2019.
  4. Tosun, Necdet. Bahâeddîn Nakşbend, Hayatı, Görüşleri, Tarikatı. İstanbul: İnsan Yayınları, 2002.
  5. Yerinde, Adem. «Mîrganî, Muhammed b. Osman.» Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı, 2020, 30/152-154.
  6. Yerinde, Adem. «Mîrganiyye.» Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi.

Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı, 2020/154-156.

Manzil: Surxondaryo viloyati Termiz shahri Shimoliy darvoza ko’chasi 3-uy


Telefon: +998 55 451 05 99


E-Mail: termiziycenter@gmail.com


Whatsapp: +998 55 451 05 99

©2017-2025 Imam Termizi ISRC- All Right Reserved. Designed and Developed by Shokhzamon

© 2017 by Imam Termizi ISRC is licensed under CC BY-SA 4.0
Яндекс.Метрика